HATALI SÜNNET VE SÜNNET DÜZELTİLMESİ (Revizyonu)
 

Sünnet cerrahi bir işlemdir, bu nedenle, uygun koşullarda ve deneyimli Çocuk Cerrahları ve Çocuk Ürologları tarafından yapılmalıdır. Ancak pratik uygulamada diğer cerrahi branşlardan hekimler ve hatta pratisyen hekimler tarafından da bu işlem yapılabilmektedir. Hatta birçok doktor olmayan sağlık çalışanı tarafından (Hekim olmayan şahısların sünnet yapması 2015 yılından çıkarılan ilgili kanun ile yasaklanmıştır) maalesef sünnet işlemi uygulanmaya devam etmektedir. Özellikle hekim olmayan şahıslar tarafından toplu organizasyonlar ile sünnetler yapılmakta ancak bu organizasyonlarda her çocuğa yeterli zaman, duygusal, teknik ve uygun steril koşulların sağlanması için özen gösterilememektedir. Bu durumda hatalı sünnet, enfeksiyon ve diğer komplikasyonların oluşma ihtimali artmaktadır. Normal sünnet işlemi sonrasında sünnet komplikasyonlarının oranı % 0,2 ile % 5 arasında değişmektedir. Toplu sünnetlerde bu oran ne yazık ki daha da artmaktadır. Malesef, ülkemizde yapılan sünnetlerle ve komplikasyonları ile ilgili istatistiksel veriler yoktur. Bu durumda hekim dışı personelin yaptıkları sünnetlerin komplikasyon oranları hiç bilinememekte ve çoğu zaman da gizlenmektedir. Ancak tespit edilebilen komplikasyonların bazılarında ikinci hatta üçüncü bir operasyon ile düzeltilmesi gerekliliği ortaya çıkabilmektedir. Bu sebeplerle yapılan ilave ameliyat ihtiyacı hiç de az değildir ve işin uzmanı hekimleri fazlasıyla uğraştırmakta hatta bazen çaresiz bırakmaktadır. Öyleyse, tam da bu noktada sünnetin öncelikle çocukların cerrahisinde uzman hekimlerce yapılması gerektiğini tekrar vurgulamak yerinde olacaktır. 

Sünnet düzeltilmesini gerektirebilecek durumlar şunlar sayılabilir; 

Pipide şekil bozukluğu: Hatalı teknik ya da uzman olmayan kişilerin yaptığı sünnetlerde sık görülür ve revizyon gerektirebilir.


Kötü yara iyileşmesi: Yara uçları dikilmeyip kendiliğinden iyileşmeye bırakıldığı durumlarda, uygunsuz koşullarda yapılan sünnetlerden sonra ya da koter benzeri aletler kullanılarak yapılan sünnetlerden sonra ortaya çıkmaktadır.

Pipinin inklüzyon kistleri: Üç sebebi vardır; a) Sünnette dikiş hattında derinin epidermis katmanının cilt altına doğru kıvrılması sonucu, b) Smegma denilen kistlerin iyi temizlenememesi sonucu deri altında kalması, c) Damar bağlamakta kullanılan ipler nedeniyle oluşur.  Takiplerde (ortalama 6 ay) düzelme yoksa cerrahi uygulanmalıdır.


Üretra (idrar kanalı) fistülü: Sünnet sırasında idrar kanalının zedelenmesi sonucu cilt ile bağlantı oluşabilir ve pipinin ucu yerine alt kısımda bir yerden idrar kaçağı oluşabilir. Bu durumun ameliyatla düzeltilmesi gerekir.

Prepisyumla (sünnet derisi) birlikte fazla penis cildi kesilmesi: Ciddi şekil bozukluklarına ve bu deformitelerin düzeltilmesi için daha büyük ameliyatların uygulanmasına ihtiyaç duyulabilir.

Cilt köprüleri: Özellikle yeni doğan sünnetlerinden sonra sık karşılaşılan komplikasyonlarından olup, sünnet derisi kırmızı derisinin (yani mukoza) pipi başından tam ayrılamaması veya sünnet esnasında pipi başı yaralanması sonucu yaralı bölgenin dikiş hattına birleşerek yapışması nedeniyle gelişir. Zamanla ayrılma genellikle olmaz ve hatta pipide sertleşme olduğunda peniste eğriliğe ve ağrıya sebep olur. Ameliyatla düzeltmek gerekir.

Sünnet derisinin yetersiz çıkarılması ve post sirkümsizyonel fimozis : Sünnet derisinin yetersiz çıkarıldığı durumlarda sünnet ile amaçlanan görünüm sağlanamayacaktır. Ancak neye yetersiz sünnet denileceği net sınırlarla belirlenmemiştir. Bu nedenle yetersiz doku eksizyonu nedeniyle ikinci bir sünnet işlemi gerekliliği tartışmalıdır ve bu durumu açıklığa kavuşturacak net kriterler yoktur. Çoğunlukla hekimler hastaya ve kendi gözlemlerine uygun bireysel tanımlar yapmaktadırlar. Bu nedenle sünnet düzeltilmesi önerilen hastaların bir kısmına başka hekimler gerek görmeyebilmektedir. Bu durum tamamen ilgili hekimin tecrübe ve kanaatlerini yansıtacaktır. Ancak gömülü penisi olan çocuklarda sünnet derisi bilinçli olarak az çıkarılmakata ve bu sünnetlerin sonrasında postsirkümsizyonel fimozis ile sık karşılaşılmaktadır. Bu durum sünnet derisinin az çıkarılmasından çok pipinin doğal anatomisi nedeniyle oluşmaktadır ve çoğunlukla medikal tedavi ile düzeltilebilmektedir. Sünnet olmamış görüntüsü veren pipilerde, pipi başı dışarı çıkartılabiliyorsa sünnet düzeltilmesi işlemi, tercih aileye bırakılarak kozmetik kaygılarla uygulanabilir. Özellikle yakma işleminin derecesinin kontrol edilemediği koterle yapılan sünnetlerden sonra oluşan pipi başının dışarı çıkartılamadığı postsirkümsizyonel fimozis olgularında ise tıbbi tedaviye yanıt alınamazsa nadiren sünnet revizyonu yapılarak düzeltilmesi gerekli görülebilmektedir.

Çocuk lokal anestezi işlemini tolere edebilecek yaşta olsa bile sünnet düzelitilmesi işleminin genel anestezi (narkoz) altında yapılması önerilir. Haliyle genel anestezi ile yapılan sünnet düzeltilmesi işlemlerinde azımsanamayacak bir maliyet artışı olacaktır. Ayrıca unutulmamalıdır ki, tekrar yapılan cerrahi işlemlerde dokuların yıpranmış ve nedbeleşmiş olması sebebiyle sorun çıkma ihtimali de daha yüksektir. Neticede çocuklarınıza ilk sünnet işleminini yaptırırken tüm bu olasılıkları göz önüne alarak doğru kişileri tercih etmeniz önem taşımaktadır.